|
Mehmet
YÜCEL
Türklerin İslâmlaşma süreci X. yüzyılda başlamıştı. İslâmiyet
ile birlikte zaten toplumda var olan mistik düşünce ve anlayış islâmî
bir kimliğe bürünerek, Türk tasavvuf anlayışının temellerini oluşturdu.
Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i
Rûmî bu anlayışın Türk toplum hayatına yerleşmesini sağlamışlardı.
Türklerin İslâmiyetten önceki dinleri olan Şamanizm, Animizm ve Totemizmde de mûsikînin
çok önemli rolü vardı. Bu dinlerin tümünde törenler müzik eşliğinde
yapılırdı. Örneğin çoğunlukla hâkim olan Şamanizmde kam, baksı
veya şaman denilen din adamları ellerinde kopuz ile dolaşır, dînî
mesajlarını mûsikî yardımıyla iletirlerdi. İslâmiyette de mûsikîye
karşı bir cephe mevcut değildir. İslâm Peygâmberi Hz.Muhammed,
Kuran’ ın güzel sesle ve kâideye müstenîd âhenkle okunmasını
öğütlemiştir. Tecvîd ve Kıraat işte bu rağbetin sonucunda doğmuştur
ve mûsikî ile yakın ilişkileri vardır.
Türklerin dînî hayatlarında mûsikî her zaman yer almıştır.
Özellikle tekke hayatında, âyin ve diğer dînî törenlerde (cem,
zikir, deverân vs.) mûsikînin rolü büyükse de bir çok tarîkatin
törenlerinde telli çalgıların yer almasına cevâz verilmemiştir.
Ancak hemen hemen bütün tarîkatlerin törenlerinde bendir ile
birlikte ney yer almıştır.
Bilhassa Mevlevîlikte neyin önemi çok büyüktür. Hz. Mevlânâ
Mesnevî’ sine şu sözlerle başlamıştır:
“ Bişnev ez ney çün hikâyet mî küned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mî küned
Gez neyistân tâ merâ bübrîde end
Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end
Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk ”
“ Dinle neyden, zirâ o birşeyler anlatmada
Ayrılıklardan şikâyet etmededir.
Ney der ki: Beni kamışlıktan
kopardıklarından beri,
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.”
Hz. Mevlânâ’ ya göre mûsikî Allah’ ın lisânıdır. Yüce
yaratıcı Bezm-i Elest’ te ruhlara mûsikî ile seslenmiştir. Bu
sebepten hangi milletten, hangi dilden olurlarsa olsunlar, insanlar mûsikî
ile aynı duyguları paylaşabilirler. Hiçbir sanat insan rûhuna mûsikî
kadar doğrudan doğruya ve içinden kavrayacak şekilde nüfûz edemez.
Mûsikî, son derece değerli bir mânevî temizlenme, ferahlama ve yücelme
vâsıtasıdır. Rûhu kir ve paslardan temizlediği gibi, ona batmış
olan dikenleri de ayıklayarak tedâvi eder. Mûsikî ile temizlenmeyen
rûh yükselemez, aksine yerdeki bayağı ihtiraslara bulaşarak
kirlenir ve körelir. Gerçek mûsikî insana hayvânî hisleri hatırlatmak
şöyle dursun, ona “sonsuz
varlık” ı hissettirir, sezdirir. Bu sezgiyle onu O’ na yaklaştırır
ve nihâyet ulaştırır. Bunda en etkili ses ise ney sadâsıdır.
Hz.
Mevlânâ’ nın felsefesinde ney, “insan-ı kâmil” in (yani bir
takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür ve aşk
derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak
delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’ nın üflediği nefesle
hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik
olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan
bir dosttur. Bu sebeple ney, mevlevîlerce kutsanmış ve “ nây-ı şerîf
” diye anılmıştır.
“ Ney hadîs-i râh-ı pür hûn mîküned
Kıssahâ-yı ışk-ı Mecnûn mîküned ”
“ Ney, kanla dolu bir yoldan bahsetmede,
Mecnûn’ un aşkından hikâyeler anlatmadadır.”
“ Âteş-i ışkest ke’ender
ney fütâd
Cûşiş-i ışkest ke’ender mey fütâd ”
“ Aşk âteşi ki neyin içine düşmüştür,
Aşk coşkunluğu ki meyin içine düşmüştür.”
“ Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd
Hem çü ney demsâz ü müştâkî ki dîd ”
“ Ney gibi hem zehir, hem panzehir,
Ney gibi hem hemdem, hem müştâkı kim gördü? ”
BİBLİYOGRAFYA
AÇIN,
Cafer: Enstrüman Bilimi (Organoloji), İstanbul 1994, Yenidoğan Basımevi
Ltd. Şti.
AKINCI,
Laika Karabey: Garplı Gözüyle Türk Musikisi, İstanbul 1963, Sıralar
Matbaası, Doğan Güneş Yayınları, No: 12.
BERTUĞ,
Selami: Sazlarımız - Ney, Ahenk Mecmuası, İstanbul 15 Ekim 1963
Tarihli Sayı.
ÇELEBİOĞLU,
Amil: Mesnevi-i Şerif Manzum Nahifi Tercümesi, İstanbul 1967. Sönmez
Neşriyat AŞ Yayınları, Umumi Neşriyat No: 14.
ÇEVİKOĞLU,
Timuçin: Mevlevi Ayinleri ve Ney adlı Görüntülü Belgesel Metni,
Konya 1993. (Yayınlanmadı)
ÇEVİKOĞLU,
Timuçin: Türk Musikisinin Geleneksel Ahenk Sistemi, Konya 1997, Selçuk
Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Yüksek
Lisans Semineri.
ERGUN,
Sadettin Nüzhet: Türk Musikisi Antolojisi Dini Eserler, İstanbul
1942, Rıza Koşkun Matbaası, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Yayınlarından.
ERGUNER,
Süleyman: Ney-Metot, İstanbul 1986, Yaşar Matbaası ve Günlük
Ticaret Tesisleri.
ÖZTUNA,
Yılmaz: Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi, Ankara 1990, Başbakanlık
Basımevi, Kültür Bakanlığı Yayınları No: 1163.
POLATÖZ,
Ahmet: Sazlarımız -Ney Adlı Makale, Adana 1985, Adana Musiki Derneği
Konser Kitapçığı.
TURA,
Yalçın: Türk Musikisinin Mes’eleleri, İstanbul 1988, Kent Basımevi,
Pan Yayıncılık, No: 7.
YÖNDEMLİ,
Fuat: Mevlevilikte Sema Eğitimi, Ankara 1997, Gün Ofset, Atatürk Kültür
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Yayını No: 138.
|