|
Mehmet YÜCEL
Sümerce’
den Farsça’ ya geçen
“ nâ ” veya
“ nay ”, kamış, kargı anlamlarına
da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli
çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü,
(nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır.
Türkçe’ de ise hemen her zaman “ ney ” olarak anılmıştır. Çeşitli
Avrupa ülkelerinde de
benzer adlarla (örneğin Romanya’da
“ naiu ” adıyla) adlandırılmıştır.
Farsça çalan, icrâ eden anlamına gelen “ zeden ” sözcüğünden
takılanarak oluşturulan “ neyzeden ” bozularak, ney icrâcısı
anlamında günümüzde de kullanılan “ neyzen ” e dönüşmüştür.
Aynı anlamda Arapça kurallarına göre oluşturulan “ nâyî ” sözcüğü
de kullanılmıştır.
Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı
sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından
kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’ nde
sergilenen neydir.
Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır.
Assomption rahiplerinden Thibaut’ un “esrârengiz, cezbedici, tatlı
ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ve şu şekilde şiirleştirdiği
ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle
dinsel duyguları çağrıştırmıştır:
“
Kamışların üzerinden geçerken,
Kuşları uyandırmaya korkan tatlı bir meltemin kanat çırpınışları”.
Sadâsından
gelen bu özellik neyi, ilişkide bulunduğu her toplumda önemli bir çalgı
haline getirmiştir. Türklerin İslâmiyeti kabûl ile birlikte
kullanmaya
başladıkları ney, Xlll. yüzyıldan itibaren İslâm tasavvufunun
sembolü haline gelmiştir. Bunda bu yüzyılda yaşamış büyük
mutasavvıf, filozof , şâir ve velî
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî ’nin rolü büyüktür.
XV.
yüzyılda yaşamış bir gezgin olan Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ ın
seyahatnâmesinde kendilerine mahsus bir nota yazısı geliştirip
kullandıklarını da bildiğimiz Hıtay Türkleri’ nin hâkanlık
sarayında gördükleri oldukça ilginçtir:
“ Sadinfu şehrindeki hâkanlık sarayının önünde üçyüzbin
kadar kadın ve erkek toplanmıştı. İkibin kadar sâzende sazlarını
aynı sese düzenleyip (akord edip), hep bir ağızdan hâkana duâ
ettiler. Köslerin iki yanlarında kemençe, ney, mûsikâr ve diğer
sazlarla hânendeler oturmuşlardı. Neyzenlerin bazıları neyi bilindiği
üzere çalıp, bazıları ortasındaki deliklerden üflüyorlardı.”
Mûsikîde çok ileri gittikleri bilinen Hıtay Türkleri’ nin
neyi, Orta Asya’ da eskiden beri kullandıkları ve hatta onu tıpkı
bir yan flüt gibi de üfledikleri anlaşılmaktadır.
Tarihte
Nây-ı Türkî, Hoş Nây (veya Koş Ney), Kurre Nây gibi adlarla anılan
bugün yapısını ve özelliklerini tam olarak bilemediğimiz ney adından
türemiş pek çok çalgı bulunmaktadır. Ancak birer meydan sazı
olarak kullanılan bu çalgıların bugünkü formundan çok farklı
olduğunu sanıyoruz
BİBLİYOGRAFYA
AÇIN,
Cafer: Enstrüman Bilimi (Organoloji), İstanbul 1994, Yenidoğan Basımevi
Ltd. Şti.
AKINCI,
Laika Karabey: Garplı Gözüyle Türk Musikisi, İstanbul 1963, Sıralar
Matbaası, Doğan Güneş Yayınları, No: 12.
BERTUĞ,
Selami: Sazlarımız - Ney, Ahenk Mecmuası, İstanbul 15 Ekim 1963
Tarihli Sayı.
ÇELEBİOĞLU,
Amil: Mesnevi-i Şerif Manzum Nahifi Tercümesi, İstanbul 1967. Sönmez
Neşriyat AŞ Yayınları, Umumi Neşriyat No: 14.
ÇEVİKOĞLU,
Timuçin: Mevlevi Ayinleri ve Ney adlı Görüntülü Belgesel Metni,
Konya 1993. (Yayınlanmadı)
ÇEVİKOĞLU,
Timuçin: Türk Musikisinin Geleneksel Ahenk Sistemi, Konya 1997, Selçuk
Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Yüksek
Lisans Semineri.
ERGUN,
Sadettin Nüzhet: Türk Musikisi Antolojisi Dini Eserler, İstanbul
1942, Rıza Koşkun Matbaası, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Yayınlarından.
ERGUNER,
Süleyman: Ney-Metot, İstanbul 1986, Yaşar Matbaası ve Günlük
Ticaret Tesisleri.
ÖZTUNA,
Yılmaz: Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi, Ankara 1990, Başbakanlık
Basımevi, Kültür Bakanlığı Yayınları No: 1163.
POLATÖZ,
Ahmet: Sazlarımız -Ney Adlı Makale, Adana 1985, Adana Musiki Derneği
Konser Kitapçığı.
TURA,
Yalçın: Türk Musikisinin Mes’eleleri, İstanbul 1988, Kent Basımevi,
Pan Yayıncılık, No: 7.
YÖNDEMLİ,
Fuat: Mevlevilikte Sema Eğitimi, Ankara 1997, Gün Ofset, Atatürk Kültür
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Yayını No: 138.
|